Psikotoplumsal
açıdan bu evre ya özerkliğin sağlandığı ya da kaybedildiği bir
evredir. Ya insan varoluşunu gerçekleştirecek ve bağımsız bir
birey olacak ya da kuralların karşısında köle olacaktır. Yukarıdaki
sehpa örneğimizde olduğu gibi. Sehpa ile muhtelif şekillerde iletişim
kurulabilir. Bunu bir başka örnek ile açıklayacak olursak, İstanbul’dan
İzmir’e çeşitli yollarla gidilebilir. Bu yollar bir nolu karayolu,
2 nolu karayolu, demiryolu, hava ulaşımı, deniz yolu, otomobil,
bisiklet, yürüyerek veya elinde bir harita ve güzergâh olmadan
yalnız başına rasgele gidiş. Yalnız başına eşya ile iletişim kurma,
kaosu ve belirsizliği getirir ki bununla yaşamak mümkün değildir.
İstanbul’dan İzmir’e giderken yollardan biri seçilecektir ki bu
yollar insanların kişilik örgütlenmesidir. Kişilik örgütlenmesi
demek nesne ile devamlı ve tutarlı bir ilişki örgütlenmesidir.
Kişilikler çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir.
Bu
kişilik örgütlenmeleri DSM-4’te (Diagnostic and Statistical Manual
of Mental Disorders) üç kümede toparlanmıştır. A kümesinde paranoid,
şizoid, şizotipal; B kümesinde antisosyal, narsistik, borderline
(sınırda), histrionik; C kümesinde bağımlı, çekingen, obsessif
kompulsif ve miks tip. Bunların dışında da normal kişilik örgütlenmesi
söz konusu edilmektedir. Buna ilaveten daha önceki sınıflandırmalarda
mevcut olan iki kişilik örgütlenmesi daha vardır ki buna da toplumumuzda
sıkça rastlanmaktadır. Bu iki kişilik örgütlenmesi pasif agresif
tip ile self-defeting (kendini heder ve kurban eden) kişilik.
Bu kişilik örgütlenmeleri bakıcılarla çocuk arasındaki iktidar
mücadelesinin sıfırdan yüze ulaşan spektrumunda herhangi bir yerde
sınırların belirlenmesiyle ilintilidir. Yelpazenin en başına narsistik
kişilik örgütlenmesini, diğer başına da obsesif kompulsif yapıyı
koyabiliriz. Narsist yapı kakasını, istediği zaman istediği yere,
istediği şekilde yapan çocuğu simgelerken, obsessif kompulsif
yapı spektrumun diğer ucunda kakasını nerede, nasıl ve ne şekilde
ne kadar yapacağını kurallarıyla yapan kimliği simgeler.
Ebeveyn
çocuğun birey olma özlemlerini destekleyip realitenin acı gerçeklerini
de bir taraftan gösteriyorsa bu, özgür, özerk ve bağımsız bir
kimliği oluşturur. Çocuk bu kimliği oluştururken iki güzergâhta
çalışır. Bunların ilki, anne-babayı modelleyerek nesne ile iletişimin
yolunu öğrenir. Anne-baba özerk ve saygın kişilikleri haiz ise
çocuk bunu modelleyerek nesne ile sağlıklı ilişki içine girer.
İkinci alanda, anne ve babayla iktidarı paylaşırken kendi iktidar
alanına saygı duyulması ve tercihlerine önem verilmesi ama realitenin
sınırlarının zorlanmaması şeklindeki bir eğitim modeli çocuğun
sağlıklı kimliğinin daha da pekişmesini temin eder. Çocuk ne narsist
ne de obsesif yapıya kayar. Çocuğun bağımsızlık arayışı, bir takım
girişim ve kararları aile tarafından ketlenirse çocuk yaptığı
eylemlerden hep kuşku duyar. Daha sonraki hayatında bu kuşkunun
izlerini hep görürüz. Bağımsız olarak verdiği her karardan kuşku
duyarak başkalarından onay alma ihtiyacı hisseden bireyler görürüz.
Veya bu dönemde çocuğun ortaya koyduğu bağımsız eylemler ve acemi
teşebbüsler aile tarafından alay konusu edilirse çocuk içinde
utanç çekirdeğini geliştirir. Daha sonraki dönemlerde toplum içerisindeki
yapacağı her eylemden sonra alay edileceği endişesi duyan, utanç
çekirdekli bir kimlik meydana getirir Toplum içinde yaptığı her
türlü eylemden utanır, korkar, ürker ve çekinir. İşte, bağımlı,
çekimser ve sosyal fobik yapının kaynağı budur.
|