Shor
(1969), normal bilgi işleme süreçlerini ‘Genellenmiş gerçeklik
yönelimi’, referans çerçevesi kavramı ile tasvir etmiştir. süje
yaşamdaki deneyimlerine bu çerçeveyle anlam yükler ve yorumlar.
Hipnoz durumunda ise bu yönelim belirgin bir şekilde askıya alınır
ve böylece, somut, eleştirel olmayan düşünce süreci ortaya çıkar.
Clarke ve Jackson (1983) süjelerinde, hipnoz sırasında karşıt
şahsi yargı ve inançları harekete geçiren yeteneğin düşük olduğunu
belirtmiştir (s.242).
İkna
edici karşılıklı konuşmalar, etkili terapi müdahalelerinin bir
parçasıdır. Hipnoz ve hipnoza yatkınlık üzerindeki araştırmalar,
eleştirel düşünmede benzer bir azalma ortaya çıktığını gözlemlemiştir.
Malott, Bourg & Crawford (1989) hipnoza girmiş süjelerin ikna
edici konuşmalara karşı daha az karşıt görüş ürettiklerini ve
ayrıca hipnozda olsun ya da olmasın hipnoza yatkınlığı yüksek
süjelerin mesajlara karşı daha kabullenici düşünceler ve olumlu
tavır takındıklarını deney yoluyla kanıtlamışlardır. Eleştirel
düşünmenin ve ‘genellenmiş gerçeklik yöneliminin’ askıya alınması
ile birlikte, terapist tarafından telkin edilmiş algıdaki ve bilişteki
gerçeklik değişimini kabul etmeye karşı, hazır olma durumu ortaya
çıkmaktadır.
|