Travma doğanın ayırım yapmamasının
kurbanı, başkasının öfkesinin
bir nesnesi, bir şey ve bir obje durumuna gelme deneyimi
olarak anlaşılabilir.
Travmada anahtar kavram, korku ve acı olmayıp bunlardan
ziyade çaresizliktir. Bir zaman periyodu için bir
kimse vücuduna yönelik ne olduğu üzerinde hiçbir
kontrole sahip değildir. Travma kurbanlarının,
tehditin gerçekliğinden kendisini korumanın
bir aracı olarak kendilerini, yaşandığı
şekliyle travma deneyiminin duygusal ve bilişsel-zihinsel
yönlerinden tümüyle yalıtılmış
hale getirmesi nadir değildir.
Oldukça kolay hipnoz olabilen ve Hodgkin hastalığı
ile ilişkili anksiyetesini kontrol etmede kendi kendine
hipnozu ustaca kullanan bir genç kadın, rutin bir
psikiyatrik muayene esnasında hastaneye önceki yatışını
anlattı. “Evet, bir defasında bir üçüncü
kat balkonundan aşağı düştüm
ve pelvisimi kırdım.” Bu durumun intiharla
ilgili bir durum olup olmadığını araştırdım.
“Aşağı mı atladın?”
diye sordum, O ise “Hayır itildim.” dedi. Paranoid
olduğundan kuşkulandım, sonra O “Ben bu
partideydim ve benim iki katım olan büyük, çok
iri bir çocuk elinde bir birayla birden döndü
ve korkuluğun üzerinden beni devirdi. Sadece aptalca
bir kazaydı.” dedi. “Korkutucu olmalı,”
dediğim zaman O, “Aslında oldukça hoştu.”
dedi. Bu noktada daha fazla kaygılandım. “Ne
demek istiyorsun?” dedim. “Sanki diğer balkondan,
pembe bir bulutu, zemine doğru havada yüzerken seyrediyormuş
gibi hayal ettim, hiç acı hissetmedim ve gerçekte
üst kata çıkmayı denedim.” dedi.
Travmaya aşırı bölünmüş
cevabın daha fazla örneklerinin ortaya çıkması
travma ve çözülme arasındaki bağlantının
daha sistematik incelemesine yol açmıştır.
TSSB olgusu her şeyden önce travmatik olarak stresli
bir olayı kapsar (APA, 1994). DSM IV’te iki unsur
vardır. Birincisi gerçek bir yaşantıdır;
Kişi gerçek bir ölüm ya da ölüm
tehditi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin ya da
başkalarının fizik bütünlüğüne
tehdit olayı yaşamış, böyle bir
olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı
karşıya gelmiştir (s. 209). İkinci unsur
ise, kişinin tepkileri arasında aşırı
korku, çaresizlik ya da dehşete düşmüş
olmasıdır (s. 209). Bundaki amaç bu unsurları
açıkça sınırlandırılmış
bir tanı kriteri haline getirmekti. Yine de bu tanımla
ilgili, bazı insanların korku, çaresizlik,
dehşete düşme durumlarına göstereceği
tepkinin travmanın kendisinden uzun süre sonra ortaya
çıkabilmesi bu tanı kriterindeki problemleri
yansıtmaktadır.
|