hipnoz

Mehmet Tekneci
hipnoz

Düşünce-Duygu-Davranış Kısır Döngüsünü Kırma

e-Posta Yazdır PDF

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi düşüncemiz aynı anda tek bir şeye yoğunlaşabilir. Aynı anda iki şeyi düşünemeyiz ve düşüncelerimiz davranışlarımızı belirleyen temel etkenlerdir. Ayrıca her bir düşünce mutlaka bir duygu ile kodlanmıştır. Her düşüncenin zihinde canlanmasıyla beraber onunla senkronize olan duygu otomatik olarak devreye girer. Duygu hemen kas sistemini etkileyerek bireyin jest ve mimiklerini ve kas faaliyetini farklılaştırıp davranışsal kalıplar oluşturur. Anksiyete bozuklukları, duygu durum bozuklukları ve diğer birçok klinik tabloda düşünce ile başlayan kısır bir döngü söz konusudur. Öğrenilmiş veya çarpıtılmış bir düşünceyle böyle bir sistem aktif hale dönüştürülebilir ve negatif bir şartlanmanın etkisiyle negatif bir düşünceye geçiş yaptırılabilir. Olumsuz bir düşünce zihnimizde otomatik olarak olumsuz bir çağrışım zinciri meydana getirir ve olumsuz düşünceler beraberinde hemen olumsuz duyguları hissettirir. Olumsuz düşünce-duygu işbirliği ile birey kısır döngünün üçüncü aşamasının davranışsal bir örüntüsü içine girer. Olumsuza odaklı olan düşünce bu davranışlara odaklanarak aldığı negatif geri bildirimle haklılığına yeni bir kanıt bulur ve olumsuz düşünceler daha yoğun, daha pekişerek varlığını sürdürür. Olumsuz düşüncelerin bu yoğunluğu karşısında duygusal yapısı daha da bozulur ve kötüleşir. Kötüleşen bu tablo karşısında davranışlarımız düşünce ve duygumuza eşlik ederek çok daha perişan bir tablo ortaya çıkarır ki, bu yapı da düşüncelerimizi tekrar olumsuz yönde etkiler. Bu kısır döngü bu şekilde devam edip gider. Bu kısır döngünün bir yerine müdahale edilip kırılmadığı müddetçe kişi bu sarmaldan kurtulamaz.

Bir iki klinik tablodan bu durumda örnek verecek olursak şöyle bir tablo ile karşılaşırız: Bir depresyon hastası olarak, düşüncelerinde otomatik olumsuz çağrışımlara yönelen bir bireyizdir. Olumsuz üçlü dediğimiz; geçmişi, bugünü ve geleceği olumsuz değerlendiren bakış tarzı, düşünce olarak zihnimize hücum eder. Her şey kapkaranlık ve umutsuz bir dünya söz konusudur. Geçmişte yaşanılan olumsuzluklarla dolu anılar zihne hücum eder ve duygusal yapı bütün ağırlığı ile ruhumuza çöker. Kendimizi bedbin, umutsuz, sıkıntılı ve mutsuz hissederiz. Tablo çok kötüdür. Ruhumuzun hissettiği bu duygulanıma bedenimiz hemen cevap verir. Omuzlarımız düşer, enerjimiz kaybolur. Yüzümüzün ifadesi mutsuz bir çehreye dönüşür. Bu halimizi aynada seyrettiğimizde veya civardaki insanlardan bu halimizle ilgili geri bildirim aldığımızda ne kadar mutsuz, çaresiz ve çözümsüz olduğumuzu bir daha idrak ederiz. Otomatik olumsuz düşünceler bu davranışsal kalıplara bakarak tekrardan sistemi negatif olarak etkilemeye başlarlar ve daha yoğun olumsuz düşünceleri devreye sokarlar. Gelecekle ilgili felaket tellallığı yapan yorumlar zihne hücum eder. Hayalde canlandırılan olumsuz fantezilerle duygu durum daha da berbat bir hal alır. Bu tablo elbette ki davranışlarımıza daha da olumsuz bir şekilde etki ederek yıkılmış bir insan tablosu ortaya çıkar; sonuçta kısır döngü devam eder gider.

Panik bozukluğu olan bir hastada, ortada hiçbir şey yokken olumsuz bir düşünceyle bu kısır döngü ateşlenebilir. ‘Acaba kalp krizi geçirir miyim’ düşüncesi bireyin kalbine odaklanmasını oluşturur. Kalbe odaklanan birey kalbinin sesini dinler. Böyle bir odaklanma esnasında kalpteki bir ritim değişikliği, bir sürat değişikliği hemen olumsuz çağrışım zinciriyle katastrofik bir yoruma neden olur. Evet, kalp krizi başlamak üzeredir. Duygu durum hemen buna eşlik eder. Korku, sıkıntı, çaresizlik hissi ve telaş bütün zihnimizi kaplar. Çok kısa süre içinde felaketle ilgili hayali tablolar zihnimizde otomatik olarak canlanır. Bir an önce en yakın bir hastaneye ulaşılmalıdır. Yoksa ölüm hemen yanı başımızdadır. Bu düşünceler ve duygulanımlara davranışsal kalıplarımız eşlik eder. Bu korkuya eşlik eden kalbimiz süratlenir ve tansiyonumuz düşer, ellerimiz uyuşur ve yüzümüzden kan çekilir. Bu davranışsal, fizyolojik korku şablonu, olumsuz düşünceleri yakalamakta mahir olan beynimiz tarafından hemen tutulur. Bu ikinci derece davranışsal belirtiler kalp krizinin kesin işareti ve delili olarak algılanır. Kısır döngü kurulmuş, kişi panik atağa sokulmuştur. Bu yoğun ölüm korkusu ve kaygılarla ulaşılan bir acil serviste hekimin rahatlatıcı ve garanti veren cümleleriyle kısır döngü ancak durdurulabilmiştir.

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi birey çeşitli klinik tablolarda kısır döngüyü her zaman yaşamakta ve bu kısır döngüden çıkamamaktadır. Bu kısır döngünün her üç aşamasında da kısır döngüyü iradeyle kırmak mümkündür. Olumsuz otomatik düşüncelerin geldiğini hisseden birey, olumsuz otomatik düşünceleri bloke edici bilişsel terapi teknikler uyguladığında kısır döngüyü başlangıç aşamasında durdurabilir. Olumsuz düşüncenin yerine olumlu düşünceyi getirme ve farklı bir düşünceye odaklanma çözümlerden birisidir. Düşünceyi değiştirme ve kontrol altına alma ile ilgili detaylı bilgi bilişsel tedavi stratejileri kısmında anlatılmaktadır. Otomatik düşünce zihne hakim olmuş, olumsuz duygulanım vücudu sarmışsa bu aşamada düşünceyi durdurmak mümkün değildir. Böyle durumlarda bireye direkt olarak ima­ji­nas­yon çalışması yaptırılması önerilir. Bu, bir nevi bilgisayar ekranındaki negatif görüntünün önüne, güzel bir ekran koruyucu getirmek gibidir. Birey ya hayali olarak ya da geçmişte yaşadığı mutlu bir anısını canlandırmaya çalışır ve bu hatırasına yönelir. Hayatındaki çok mutlu olduğu bir hatırayı canlandırabilen bir birey, otomatik olarak o günün duygu durumunu da çağırmış olur. Bu şekilde birey olumsuz duygu durum aşamasında kısır döngüyü bloke etmiştir. Bu aşamada da kısır döngüyü bloke edemeyen bireyden üçüncü devrede davranışlarını düzeltmesi istenir. Tüm olumsuzluklarına rağmen kendini koyuvermemesi ve olumlu davranışlarını ısrarla sürdürmesi istenir. Mesela depresyondaki bir hastanın, kendini mutsuz hissetse bile sabah kalkmasını, takım elbisesini giymesini, günlük tıraşını olmasını ve dişlerini fırçalamasını isteriz. Eskiden zevk aldığı mekânlara gitmesini, eskiden zevk aldığı hobilerine yönelmesini teklif ederiz. Bu aşamada kısır döngüyü kırmaya çalışırız. Kısır döngünün nasıl kırılacağı, modellemeyle seans odasında hastalara gösterilebilir. Bunun daha canlı ve gerçekçi olması isteniyorsa bu, hipnotik trans anında yaşatılabilir. Özellikle panik atakla seyreden rahatsızlıklar, oluşturulan olumsuz senaryolarla suni olarak meydana getirilir. Ardından da bireye bunu nasıl kontrol edeceği temsil (rol playing) ile yaşatılır.