hipnoz

Mehmet Tekneci
hipnoz

Disosiyatif Amnezi

e-Posta Yazdır PDF
Disosiyatif amnezi (DA) hastalarının çoğunun sıkıntılı bir çocukluk yaşantılarının olduğu bulgusu göreceli olarak yeni bir bulgu sayılabilir (Coons, 1992a,b). Vakaların % 72 si çocukluk dönemlerinde travmaya maruz kalmışlardır (Coons, 1992a,b). Oranın bu denli yüksek oluşu, neden DAnin kolayca çözülebildiğini, buna karşın diğer tür vakaların daha uzun tedavi sürelerine ihtiyaç gösterdiğini açıklayabilir. Sıklıkla çocukluğa ilişkin konulara ait savunmacılık daha kapsamlı bir amnestik dönemin araştırılmasına karşı yaygın bir direnç gelişmesine neden olur. Derin ruhla ilgili stres ve çatışma, dış kaynaklı bir travma olsun ya da olmasın, etiolojik bir rol oynar.

Terapi unutulan hafıza materyalinin basitçe geri getirilmesi olayı değildir. Her halükarda travmaya ilişkin etkilerin ve travmanın kişisel anlamlarının amneziyi artırdığı düşünülebilir. Kişinin önceki kimliğine yönelik tehditler ve etki düzeninin bozulması söz konusu olabilir. Hipnoz bu tür durumlar için destekleyici bir ortam oluşturmak ve anksiyeteyi azaltmak için kullanılmalıdır. Bunun sağlanması amnestik materyalin spontan düzelmesi için çoğunlukla yeterlidir. Hipnozun anksiyeteyi gidermek için kullanımı hastanın ahenkli bir ortam oluşturması ve terapötik etkinliğin devamı açısından pozitif transferans geliştirmesi özelliğiyle mükemmel bir durum temin eder.

Hipnoz uygulamalarının sık komplikasyonlarından birisi bastırılmış materyalin geri dönüşümüne bağlı olarak ortaya çıkan panik duygusudur. Bu tür durumlar için hastadan böyle bir durumda klinisyeni uyarması söylenir.

Bu hastalarla ilgili diğer bir konu travmatik materyalin konfabulasyonudur. Hasta ya travmatik materyali tam olarak konfabüle etmiştir ya da travmatik materyalle ilgili bir takım gerçeklerin bulunmasına karşın bunlar konfabüle edilmiştir. Hipnozla konfabüle edilen materyalin su yüzüne çıkması mümkündür. Fakat aynı zamanda konfabüle travmanın çalışılmasıyla bile bir iyilik halinin elde edilmesi mümkün olabilir.

Geleneksel olarak klinisyenler düzeltilen hafıza materyalinin yeniden yaşantılaşmasının yol açtığı tükenmişlik konusunda hastalara faydalı olmak için çaba harcarlar.

Kaybolmuş bir zaman periyoduna yaş geriletme yoluyla ulaşılmaya çalışılması hipnozun bu amaçla geleneksel olarak kullanım alanlarından birini oluşturur. Bununla birlikte DKB olan hastalarda hipnozun bu amaçla kullanımı beklenmeyen ve istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Çünkü bu esnada hangi alterle çalışıldığı önemlidir. O anki Alter kişiliğe bağlı olarak farklı sonuçların ortaya çıkması beklenebilir (Kluft, 1986b). Bu açıdan Watkins’in (1971) “Affekt Köprü Tekniği” oldukça faydalıdır. Burada bir dizi disforik etkiler araştırılır ve kaybedilmiş materyalin hangileriyle ilişkili olduğu ortaya konulur. Kendi pratiğimde bu teknikleri kullanmadan önce araştırmayı yapma konusunda izin almak için ideomotor sinyalleşme kullanılır. Sıklıkla bana sınırlı araştırma için izin verilir. Bu sınırlar içinde kaldığımda ileri araştırmalar için de izin verilir. Amnezi ortadan kaldırıldığında hastanın olmasını beklediği şeyler konusunda projektif bir izlenim elde edebilmek için sıklıkla screen tekniği kullanmak faydalıdır. Unutulmuş olan bilginin yakalanmasına tepki verdiğinde ne hissettiğini gözlemlemesini hastadan isterim. Şayet dekompansasyon ve kendi kendini yaralamaya yönelik bir fantezi gelişirse ısrarcı olmam ve bir ileri aşama olarak hazırlama çalışmasına geçerim.

Bu tür hipnotik araştırmalarda kullandığım favori sorgu “Orada her ne varsa” dır. Bununla birlikte kimi zaman hastalar o denli pasif ya da güçlük içinde olurlar ki bu durumlarda açık uçlu bir biçimi takip etmek oldukça güç olabilir.

Materyal hatırlanıp düzeldiğinde aynı şekilde belgelemek faydalıdır. Çünkü trans dışında hasta amnestik kalmaya devam edebilir; ihtiyari amnezi en emniyetli alternatiftir. Hassas ve büyük çaplı durumlarla-örneğin aile içi kötüye kullanım durumları- başa çıkarken sıklıkla seansı kaydederim.

Amnezik materyal düzeldikçe ve spontan olarak ortaya çıktıkça hipnoz, acı verici materyalin titre edilmesi, bu materyalin belirli ve uygun bir sıraya sokulması, hastanın egosunun kuvvetlendirilmesi ve dissosiye olmuş materyalin entegre edilmesi amacıyla kullanılır. 1970 li yıllarda bazı fraksiyone ab reaksiyon teknikleri geliştirmiştim. Yakın zamanda bu teknikleri tanımladım (Kluft, 1988a, 1990, baskıda; aynı zamanda bkz. Fine, 1991). Hipnotik metaforlar geliştirilebilir ve hastanın yaşantılaşması için kullanılabilir. Travma iki parçada düşünülebilir: birisinde disforik etkilerden fiziksel ağrı dissosiye olabilir (Braun’un BASK modelinde (1988) etkiden sansasyon) ve diğerinde DKB ve başka türlü adlandırılmayan DD vakalarında olduğu gibi, kimliklerin biri diğerinden izole olabilir (Fine, 1991; Kluft, 1988a, 1990, baskıda). Bu yöntemler gerileme ve redisosiyasyon ihtimalini en aza indiren yöntemlerdir.