hipnoz

Mehmet Tekneci
hipnoz

Yüceltme

e-Posta Yazdır PDF
İdeal bir insan var olsaydı yukarıda bahsetmiş olduğumuz savunma düzeneklerinden hiç birisini kullanma ihtiyacı hissetmezdi. İdeal bir insanın tek bir savunma düzeneği olmalıydı; bunun adı da yüceltmedir. Yüceltme, bilinç dışında haz arayan dürtülerin hedefe doğru yönelerek ego sayesinde gerçekliğe ve süperegoya uygun bir şekilde deşarj yolunun bulunmasının temin edilmesidir. Bağımsızlığını ve özerkliğini kazanmış her bir birey beğenilmek ister, başkalarından farklı olmak, güç ve iktidar sahibi olmak ister ve bu güç ve iktidarı sonuna kadar muhafaza etmek ister. Bunları yaparken binlerce, belki milyarlarca istek yola koyulur. Herkesin dürtüsünün serbestçe aktive olduğu ve uygulanabildiği bir ortamda sadece kaos, anarşi ve acı meydana gelir.

İnsanlar birlikte yaşayacak ve bir medeniyet oluşturacaklarsa dürtülerine bir şekil vermek, onları belirli zaman dilimlerinde, belirli mekânlarda, belirli çerçevelerde tatmin edebilir hale getirmek zorundadırlar. En temel dürtümüz yemek ve içmek dürtüsüdür. Dünyadaki her insan yer ve içer ancak yeme ve içmenin zamanı, zemini, usul ve şartları vardır. Bunları yerine getirerek yemek ve içmek yüceltme mekanizması iken, hırsızlıkla, hainlikle ve saldırganlıkla bu ihtiyacı gidermeye çalışmak yüceltmenin tam tersidir. Bebeğe ilk önce nasıl ve ne şekilde yiyeceği öğretilir. Yani yüceltme mekanizmasının ilk şekilleri verilir.

İkinci temel dürtü cinsel dürtülerdir. Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu cinsel dürtülerini tatmin ederler; bu gayet doğal bir şeydir. Bu tatminin süreci, şartları ve çerçevesi evrensel kurallarla ve kültürel öğelerle belirlenmiştir. Bu çerçeveye riayet edilerek yapılan cinsel tatmin süreci, toplum tarafından onanır, takdir edilir hatta taltif edilir. Caddede giden genç kıza ilgi duyan delikanlı caddede onunla cinsel bir birliktelik yaşamak isterse ve buna yönelirse toplum tarafından ağır şekilde cezalandırılır. Aynı delikanlı o kızı ikna edip kültürel çerçeveye uygun bir evlilik ilişkisi oluşturursa aynı cinselliği daha uygun şartlarda daha uygun imkânlarla yapar ve bunun karşılığında toplumdan takdir hatta taltif görür.

Temel dürtülerimizden birisi de saldırganlık dürtüsüdür. Bireysel varoluşumuzu engelleyen her türlü engel bizde öfke ve kızgınlık yaratır: �Öfke baldan tatlıdır.� Öfkeyi boşaltmak kendi başına tatmin yoludur: Dürtü deşarj olur. Kızdığımız, öfkelendiğimiz birisine öfkemizi boşaltmak, onu yaralamak hatta öldürmek toplum tarafından yasaklanmıştır. Böyle bir eylemi gerçekleştirdiğimizde hapisten idam cezasına kadar ağır bedeller ödemek durumda kalırız. Biyolojik veya psikolojik yapımız kaynaklı yoğun kızgınlık ve öfke duygularına sahipsek boks sporunda sporcu olabilir, askerde özel timde görev alabilir veya polis teşkilatında sorgu yapabiliriz. Bu durumlarda anarşisti yakalayabilir veya teröristi öldürebiliriz. Üstüne üstlük bize madalya verilir veya ekstradan ikramiye alırız. Öldürme fiilini sokakta gerçekleştirdiğimizde toplum bizi cezalandırır.

Güç ve iktidar sahibi olmak hepimizin arzusudur. Kaba kuvvete başvurup, sokak kabadayılığı yapar ve mafya örgütlenmesine gidersek bu güç ve iktidar arayışı yasal bir zeminden uzak kalır; toplum böyle bir yönelime giren şahsa ağır bedel ödetir. İnsanları yönetmek ve yönlendirmek, insanlar üzerinde güç ve iktidar sahibi olmak istiyorsak, toplumun öngördüğü hiyerarşik basamaklardan kademe kademe geçmek zorundayız. Askeri okulları bitiren başarılı bir komutan, genelkurmay başkanı olarak bir orduyu yönetebilir. Siyasete girerek seçmenin karşına geçip seçmeni ikna edebiliriz veya başbakanlığa talip olarak o makamı hak ederek ülkeyi yönetiriz. Ticarete atılarak para kazanır, fabrikalar açar, binlerce işçiye ekmek kapısı sağlar, ekonomik gücümüzün getirisini gururla taşıyabiliriz. Bilime ve sanata yönelir, güç ve iktidarımızı o alanlarda oluşturarak hem beğenilme duygumuzu hem de güç ve iktidarımızı toplumun onayladığı ve değer verdiği bir alanda oluşturabiliriz. Bireyler, yukarıda bahsettiğimiz tüm alanlarda, toplumun göstermiş olduğu yollardan, primitif dürtülerini olgunlaştırarak tatmin etmektedirler. Böyle bir toplumda bireyler hedeflere yönelecekler, belirli bir emek harcayacaklar ve egolarının güçlü denetimleri sayesinde dürtülerini deşarj etme imkânı bulabileceklerdir. Tüm bu durumlar yüceltme savunma düzeneğinin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır.