İnsanlar
birbirlerini dinlemeden konuşuyorlar. Çok ilginçtir ki gözlemlediğim
on konuşmacıdan sekizi karşı tarafı dinlemeden cevap veriyor.
İnsanlar konuşurken konuşmanın gerekçesi çok önemlidir. Konuşmak
genellikle iki veya ikiden çok insanın bir fikri paylaşma, bir
konuyu açıklığa kavuşturma ve bir sonuca ulaşmaya çalışma gayretidir.
Ancak konuşmalarda bu amacın yanında çok farklı amaçlar da kendini
gösterebilmektedir. Bu amaçları şu şekilde sıralayabiliriz.
1.
Yaşanmış acı bir olayı, bir mutsuzluğu veya nadiren bir mutluluğu
sindirebilmek için ortaya çıkan konuşma şekli. Burada karşı tarafın
ne istediği, ne beklediği veya kim olduğu hiç önemli değildir.
Kişi sadece konuşur, karşı tarafı hiç dinlemez, anlamaz, anlamaya
da ihtiyaç duymaz.
2.
İnanmadığı düşüncelerini, kendini inandırmak için, sesli olarak
dile getirerek karşısındaki birisine hitap etme tarzındaki konuşma
şekli. Kişi bir konuda inanç besler fakat bu inancının aleyhine
de birçok delil vardır. Ama kişinin bu düşünceyi benimsemesi şartlar
gereği zaruri bir hal almıştır. Ama zihninin bir tarafı bu düşünceye
direnmektedir. Bunun için etrafında düşüncesini onaylatabileceği,
özellikle görüş beyan edemeyen zayıf karakterli insanlar arar.
Kendi düşüncelerini yüksek ses tonuyla onlara anlatır. Bu, siyasal
bir partinin üstünlüğünü anlatmak olabileceği gibi herhangi bir
konuda kendi haklılığını savunmak da olabilir. Bu birey de karşıdakini
dinleme zahmetinde bulunmaz.
3.
Hâkimiyetini tesis etmek için konuşmayı araç olarak kullananlar.
Özelikle otorite figürü konumunda olup narsist kişilik örüntüsünde
bulunan bireyler kendi düşüncelerini karşı tarafa empoze etmeyi
değil onu işgal etme hareketini sürdürürler. Karşı tarafı, fikirlerini
dinlemeksizin ve önemsemeksizin kendi düşüncelerinin mutlak doğrular
olduğuna inandırırlar. Karşı tarafla bu bağlamda konuşurlar.
4.
Kendi savunduğu fikri, kişiliği ile bütünleştirip kişilik savunmasına
dönüştürme konuşmaları. Bunlar kişilik ile, konuşma içeriğini
ayrıştıramamış ve ileri sürdüğü her fikri son damlasına kadar
savunma ihtiyacı hisseden bireylerin konuşma biçimidir. Bunlar
karşı tarafla tartışmaya girerler ancak onların ne dediğini anlamaya
çalışmaktan ziyade, konuşmalarında açık arayıp eksik bulmak için
dinlerler. Konuşma sürdürülürken onların iddialarını çürütücü
karşı savunma aranarak bu dinleme devam ettirilir.
5.
Son konuşma şekli aktif dinleme şeklidir. Rasyonel bir kimliğin,
yetkin bir yapının, olgunlaşmış bir bireyin gerçeğe ve hakikate
ulaşmak için yaptığı bir konuşma tarzıdır. Bir konu ile ilgili
bir iletişime geçtiğinde kişi öncelikle karşı tarafın ne demek
istediğini tam manasıyla kavramaya çalışarak dinler ki bu aktif
bir dinlemedir. Dinledikten sonra kavramasının doğru olup olmadığını
test amacına yönelik olarak anladığı konuyu kendi cümleleriyle
karşı tarafa aksettirir. Doğru anlayıp anlamadığını, karşı tarafın
düşüncelerini kavrayıp kavrayamadığını karşı tarafa sorar. Karşı
taraftan olumlu bir cevap alırsa aktif bir şekilde, gerçek manada
karşıyı dinlediği ortaya çıkar. Aktif olarak dinlediği ve kavradığı
bu fikirlere karşı farklı düşünceleri varsa, katıldığı ve katılmadığı
yönleri karşı tarafa aktarır. Karşı tarafın da dinleme şekli aktif
dinleme ise bu iletişim sağlıklıdır. Bu iletişim tarzından her
iki taraf da büyük yararlar görür. Aktif dinlemenin olmadığı ve
hiçbir konuşmanın yarar sağlanmadığı gibi bir iletişim de ortaya
çıkmaz. Bu bir kör dövüşü gibidir. Herkes kafasındakini ortaya
atarak çekilir. Bu da patolojik yapıların pekişerek devamını ve
iletişim bozukluğunun artmasını beraberinde getirir.
6.
Hasta yukarıdaki konuşma modellerinden ilk dört modeli uyguluyorsa
bunun ciddi sorunlar doğuracağı ve rahatsızlıkların kaynağında
bu tip bir konuşma sitilinin olduğu anlatılır ve ikna edilir.
Hastaya aktif dinlemenin nasıl yapılacağı modelleme ve taklit
yaptırılarak öğretilir. Aktif dinlemeyi öğrenmiş olan hasta sorunlarını
daha rahat aşabilir.
|