PSİKOTERAPİ
HİPNOZ
   
PSİKOTERAPİ NEDİR?
PSİKİYATRİDE TEDAVİ
TIBBİ VE CERRAHİ TERAPİ
PSİKOTERAPİ ÇEŞİTLERİ
A-DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ
  1- Davranış Hedefleri
  2- Yüzleştirme
  3- Cevap/Uyarıcı hiyerarşisi
  4- Modelleme
  5- Taklit
  6- Davranış Provası
  7- Gevşeme ve Rahatlama Çalışması
  8- Düşünce-Duygu-Davranış Kısır Döngüsünü Kırma
  9- Aktivite Programı
  10- Aktif Dinlenme Eğitimi
  11- Kendini Ödüllendirme
B-BİLİŞSEL PSİKOTERAPİ
  Tedavi stratejileri
  1- Olumsuz Düşünceleri Belirleme
  2- Düşüncedeki İnancın ve Düşünceye Bağlı Duyguların Derecesini Değerlendirmek
  3- Olumsuz Düşünceyi Sınıflandırma
  4- Düşüncenin Doğruluğu Ne İfade Eder? (Düşey İniş)
  5- Altta Yatan Düşünceyi Tespit
  6- Düşüncenin Maliyeti ve Kârı
  7- Delillendirme
  8- Olayı Perspektife (Yelpazeye) Oturtmak
  9- Çifte Standart
  10- Düşünceler Hakkında Münazara Tekniği
  11- Hatalı Bölgesel Çıkarımda Bulunma
  12- Alternatif bir Açıklama Arama
  13- Problem Çözücü Yaklaşım
  14- Kabul
C-VAROLUŞÇU PSİKOTERAPİ
D-DİNAMİK PSİKOTERAPİ
  Klasik Psikanaliz
  Klasik Psikanalizin Temel Kavramları
  Serbest Çağrışım ve Divan
  Aktarım ve Karşı Aktarım
  Direnç ve Çözümlenmesi
  Sekonder Kazanç
  Dil Sürçmeleri
  Rüya ve Simgelerin Yorumu
  İçgörü
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ BAĞLAMINDA
  DİNAMİK AÇIDAN RUHSAL AYGIT
  RUHSAL GELİŞİM EVRELERİ
  SAVUNMA MEKANİZMALARI
1- Bastırma
2- İçe atım
3- Bölme (Splitting)
4- İdealizasyon
5- Devalüzasyon
6- Yer Değiştirme (Displacement)
7- Başka Şeye Yöneltme
8- Kendine Yöneltme
9- Yansıtma
10- Özdeşim (Identification)
11- Yansıtmalı Özdeşim
12- Reaksiyon-Formasyon
13- Yadsıma (İnkâr)
14- İzolasyon (Yalıtma)
15- Rasyonalizasyon (Aklileştirme)
16- Dağılma (Disosiyasyon)
17- Yap-boz
18- Entelektüalizasyon
19- Somutlaştırma
20- Dönüştürme (Konversiyon)
21- Hayal ve Rüya
22- Saplanma
23- Gerileme
24- Yüceltme
 

1. Bastırma: (Represyon ve Supresyon)

Olgun bir egonun bilinçdışını kontrol edebilmesi için oluşturması gereken ilk önemli savunma düzeneği, öncelikle tehlike arzeden dürtüleri durduracak ve onları bilinçdışına bastıracak savunma düzeneğidir. Egonun bu fonksiyonu oluşturabilmesi için belirli bir güce ulaşması, dürtüyü bilinçdışında tutabilme yeteneğine sahip olabilmesi ve orada barındırması gerekir. Başlangıçta dürtüler bilinçdışında tutulamadığı için; bilince çıkarılarak realiteye ve süperegoya uygunluk açısından test edildikten sonra uygun olanlarına deşarj imkânı sağlanması, uygun olmayanların da bilinçdışına tekrar gönderilmesi ve bastırılması gerekir. Özellikle psikoseksüel gelişim evrelerinden fallik evreye ulaşan bir bebekte ebeveyn tasarımlarının içselleştirilmesi sonucunda dürtüler, süperegonun bilinçdışı kısmının denetimiyle, bilince ulaşmadan kontrol edilmekte ve denetim sağlanmaktadır. Bastırma mekanizması aktif bir süreçtir. Dürtü bilince çıkmak için libidodan bir enerji kullanırken ego bu dürtüyü durdurabilmek ve baskılayabilmek için yine libidodan enerji kullanmak zorundadır. Bu da fâsit bir daireyi oluşturur. Bunaltının oluşmasını kontrol etmek için devreye giren bastırma mekanizması, insanı yorgun ve bitap düşürebilir. Bastırma mekanizması şu şekillerde ortaya çıkabilir.

a. Bilince gelen dürtünün geri gönderilmesi
b. Dürtünün bilinçdışında tutulması
c. Reel olarak yaşanan travmanın bilinçdışına gömülmesi.

Her üç halde de bastırma mekanizmasından bahsetmek mümkündür. Ruhsal gelişim evrelerinin durumuna göre bilinçdışında tutulan dürtüler, zaman zaman bilince çıkabilir. Hatta zaman zaman aktive olup uygulamaya bile geçebilir. Bunun birçok nedenleri vardır. Egonun zayıflığı, süperegonun baskınlığının yetersizliği ve realitenin kolaylaştırıcı etkileri sonucunda dürtü uygulamaya geçebilir. Örneğin, ergenlik dönemine kadar ödipal çatışmasıyla ilintili olarak anneye ilişkin bilinçdışı ensest arzularını kontrol altına alabilen genç delikanlı, ergenliğin getirmiş olduğu fiziksel ve ruhsal zorlamaların sonucunda bu dürtüsünü bastıramayacak noktaya gelip bilinçlendirebilir. Böyle bir arzu ve istek bilinçlendiğinde genç delikanlı için bu durum dayanılmaz bir sıkıntı ve acı vermektedir. Belki de yıllardır bilinçaltında bastırarak tutmuş olduğu bu dürtü, ergenliğin zor şartları altında denetimden çıkmış sadece bilince ulaşmıştır. Bilinçte bunun izolasyona tabi tutulmadan hissedilmesi ve düşünülmesi ciddi bir sıkıntı kaynağı yaratmaktadır. Böyle bir nedenle intihara yönelen, yoğun anksiyete atakları geçiren veya depresyona giren ergenler bulunmaktadır. Burada mekanizma, egonun denetim gücünün zayıflaması sonucunda dürtülerin bilinçdışı katmandan bilinçli hale gelmesi şeklinde çalışmaktadır. Yine aynı gençlerde anneye karşı hissedilen bu dürtüsel yapı cinsel bir eyleme yönelmese bile cinsel içerikli olarak anneye dokunma ya da sarılma gibi eylemlere dönüşebilmektedir. Bu durumda ergenin yaşayacağı içsel çatışma daha yoğun ve fazladır.

Çocukluk döneminde kardeşine karşı kıskançlık hisleriyle dolu, ona zarar verme isteğiyle bu tip dürtüleri harekete geçmiş olan çocuk, çevre şartları müsait ise eylemi uygulamaya teşebbüs edecektir. Yaş ilerledikçe bu dürtüler ve istekler bilinçdışında tutulacak hiç bilince çıkmayacaktır. Her iki durumda da bastırmadan bahsetmek mümkündür. Çocuğun kıskançlığı hissedip kardeşine karşı düşmanca hisleri fark etmesi ve bundan utanarak bastırmaya çalışması represyon (bastırma) düzeneğini oluştururken, dürtüleri bilince çıkmaya izin vermeden bilinçdışında tutmayı başarması ise supresyon bastırma mekanizmasına örnek olarak verilebilir.

Yaşanmış olan travmatik birçok anı unutulma eğilimlidir. Egonun rahatlayabilmesi için yaşanmış olan bu tip anıların hafıza katmanlarının derinlerine gönderilmesi ve çağrışım zincirinden uzak tutulması gerekmektedir. Aktif olarak bilince ulaşamayan bu tip travmatik yaşantılar, bilinçdışında varlığını sürdürecek, bireyi farklı şekillerde varlığından haberdar edecektir. Birçok psişik belirtinin/semptomun arka planında bu travmatik yaşantıların izdüşümlerini bulmak mümkündür.

Bastırma, egonun öncelikli olarak alacağı ilk tedbirdir. Dinamik açıdan bakıldığında ensestiyöz talepler bilinç dışında bastırılarak tutulacaktır. Daha sonra ise egonun gelişim yapısına, realiteye ve süperegoya uymayan birçok istem ve arzu deşarj imkânı bulamadan bilinçdışında tutulacaktır.

Bastırma çeşitli yaklaşım ekollerine göre farklı farklı da değerlendirilebilmektedir. Biyolojik eksenli bir bakış tarzında olay hafıza kayıtlarının işlemlenmesiyle ilişkilendirilebilir. Biyolojik yaklaşım tarzı bilinçdışı bir hafıza kaydının varlığını kabullenmez. Bunun yerine yaşantılanan bilgilerin ve zaman dilimlerinin, hafızaya alma, hafızada saklama ve geri çağırma sistemindeki bir takım hatalardan kaynaklandığına inanılır. Bu açıklama biçiminde hafıza kaydı yapılırken bazı kodlama sistemlerinin hafızayı etkin olarak çalıştırdığı ve hatırlamada bu sistemlerin çok önemli bir rolü haiz olduğu belirtilmektedir. Bu bakış tarzıyla birçok olayı izah edememekteyiz. Biyolojik bakış tarzına göre hafıza kayıtlarına güçlü kayıt yapılıp yeniden çağrılabilmesi, duygusal bir olayın patlayıcı etkisinin, kaydı güçlendirmesi nedeniyledir: Yaşanan bir savaş, deprem, felaket ve benzeri durumlarda olduğu gibi. Ancak biz biliyoruz ki cinsel taciz konusunda birçok kurban olayı hatırlayamamaktadır. Bu da göstermektedir ki biyolojik hafıza kaydı izahı, bir noktaya kadar geçerli olmakta, bizim bilinçdışı süreçler dediğimiz mekanizmalar devreye girmektedir.

Olay, davranışçı açıdan değerlendirildiğinde; hoşnutluk veren anılar ve hafıza kayıtları canlı tutulurken, sıkıntı veren hafıza kayıtlarının geri planda kalması ile ilgili davranışçı-pekiştirici süreçlerden bahsedilmektedir. Hatırlanmayan travmatik hadiselerin davranışçı ekole göre bu şekilde izahı yapılmaktadır. Negatif olan anılar hafızadan silinmekte, pozitif olanlar ise pekiştirici süreçlerle hafızada tutulmaktadır. Deprem ve savaş gibi hallerin negatif etkileri olmasına rağmen, hafıza kayıtları çok aktif bir şekilde tutulurken bireysel olarak yaşadığımız aşağılanma, dışlanma ve cinsel taciz gibi anılar hafıza kaydına gelmemektedir. Bu da pekiştirici süreçlerin bu alanda geçersiz olduğunu ve davranışçı yaklaşımın, olayları bir noktaya kadar izah edip bir noktadan sonra yetersiz kaldığını bize göstermektedir.

Kognitif/bilişsel açıdan bastırma ve unutma kavramlarına bakıldığı zaman; başlangıç dönemlerinde bilinçdışı süreçler kabul edilmezken vaka çalışmalarında, izah edilemeyen kognitif yapılandırmalara farklı isimler verilerek, afonksiyonel şemalara dinamik yapının bilinçdışı kavramlaştırmasına denk düşecek temel kabuller ve şemalarla açılımlar getirilmiştir.


HİPNOZ NEDİR?
Eleştirisel Düşünme
Canlı İmajinasyon
İradi Değişimler
İstemdışı Değişimler
Algı Değişimi
Hafızanın Çarpıtılması
Motivasyonun Yükseltilmesi
İmgelem Deneyimlerin Arttırılmış Gerçekliği
PSİKİYATRİK HASTALIKLAR ve HİPNOZ
ANKSİYETE BOZUKLUKLARI VE HİPNOZ
1- Panik Bozuklukları
2- Agorafobi
3- Sosyal Fobiler
4- Özel Fobiler
 
  Tekniklerden Yararlanma
  TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUGU
  Travmatik Stres
  Travma ve Çözülme
  Akut Stres Bozukluğu
HİPNOZLA PSİKOTERAPİNİN İLKELERİ
KONVERSİYON BOZUKLUĞU ve HİPNOZ
  Hipnoterapötik Strateji
  Üç Vaka Hikayesi
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI ve HİPNOZ
  Klinik Hipnoz Uygulamalarının Bugünkü Durumu
DİSOSİYATİF BOZUKLUKLAR
  Disosiyatif Bozukluklarda Hipnozun Kullanımına İlişkin Tartışmalar
  Hipnoz ve Travmanın Üçlü Tedavisi
  Özel durumların tedavisinde hipnoz
  Disosiyatif Amnezi
  Disosiyatif FÜG
  Disosiyatif Kimlik Bozukluğu
  Depresonalizasyon Bozukluğu
  Disosiyatif Trans Bozukluğu
CİNSEL BOZUKLUKLAR ve HİPNOZ
Cinsel Penetrasyona İlişkin Rahatsızlıkların Tedavisi
Orgazm Yanıtına İlişkin Bozuklukların Tedavisi
YEME BOZUKLUKLARI ve HİPNOZ
  Hastanın Değerlendirilmesi
  Hipnozla Terapötik Müdahale
  Bilişsel Yeniden Yapılandırma ve Biçimlendirme
  Geçmişten Geleceğe Tekniği
  Metaforik Talimatlar
  Yaş Geriletme, Tepki Yenilenmesi ve Boşalma
  Ego Durum Terapisi
  Geçerliliğin Test Edilmesi