Psikanaliz,
Freud’ün insan anlayışını, insanın ruhsal aygıtını, bunun gelişim
evrelerini ve bu evrelerde ortaya çıkabilecek nedensellik ilkelerini
ve sonuçta patolojilerinin nasıl tedavi edileceğini anlatan geniş
bir altyapıyı içermekteydi. Freud, getirmiş olduğu bu sistemle
her şeyi yerinden oynatıyor ve sarsıyordu. Tüm kültürel değer
yargıları, insanla ilgili bilimsel anlayışlar, ruhsal yapılar,
dinî inançlar, ritüeller, cinsellik, her şey karmakarışık olmuştu.
Mevcut yapının devamını öngören sistem, Freud’un bu tezine karşı
şiddetli tepkiler üretti. Bu da doğal bir refleksti. Freud, kuramının
ayakta kalabilmesi için zaman zaman katı tutumlar takınarak kuramını
savunmaya çalıştı. Hem kuramını geliştiriyor hem de kuramını ayakta
tutmaya çalışıyordu. Freud’un etrafında toparlanan bir grup bilim
adamı, tarihe damgasını vuracak yeni oluşumları başlatacaklardı.
Bir grup dehanın Freud’la beraber yaptığı bu çalışmalar, insanın
bilinmezliğine ışık tutan projektörler gibiydi.
Freud’un
katı tutumu, beraber çalıştığı arkadaşlarıyla bir süre sonra yollarının
ayrılmasına neden oldu. Yollarının ayrılmasından öte birbirlerine
düşmanca yaklaşan farklı okulların veya ekollerin oluşmasına neden
oldu. Freud’dan ilk ayrılanlar Karl Gustave Jung, Jungyen psikolojiyi
kurarken Alfred Adler bireysel psikolojiyi kurmuştu. Buna rağmen
Freud’dan ayrılan tüm bilim adamlarının ana yapısında dinamik
psikoloji anlayışını görmek mümkündür. Daha sonraki yıllarda,
Freud öldükten sonra psikanaliz büyük gelişmeler göstermiş; kendi
içerisinde evrimini sürdürüp gruplaşırken kendi dışında da birçok
yeni dinamik ekolün oluşmasına neden olmuştur. Bu çerçevede ego
psikolojisi, nesne ilişkileri kuramı, kendilik kuramı gibi yeni
dinamik kuramlar geliştirilmiş, modern insanın izah edilemeyen
bir takım sorunlarına dinamik kuramın içinde yeni açılımlar getirilmiştir.
Bir nevi dinamik kuram zenginleştirilmiş, elastikî hale getirilmiş,
katı tutumu yumuşatılmıştır. |