Hayal ediyorsanız, o bir gün gerçektir. Her
gerçek bir hayalle başlar. Bu cümleler hayâlin
önemini belirtmek için sıkça kullandığımız
cümlelerdir. Bütün projeler önce hayal edilir,
ardından realize edilir. Hayal ile gerçekliğin
arasındaki fark nedir? Beynimiz açısından
hiçbir fark yoktur. Beynimiz ikisini de aynı şekilde
algılar. Fakat zihinsel yapımızın
gelişmişlik düzeyi ile ilgili olarak neyin gerçek
neyin hayal olduğunu hayal etmek zorundayız. Bu ayırımı
yaptıktan sonra da farklı farklı anlamlandırmalar
ortaya çıkar. Hayalin hayal olduğunu bilmez
isek gerçekmiş gibi yaşantılandırırız.
Rüya bunun tipik örneğidir. Rüyada iken bütün
hayallerimiz gerçekmiş gibi yaşanır
ve hissedilir. Uyandığımızda bunun bir
hayal olduğunu fark ederiz.
İdden çıkan dürtüler egoya ulaşarak
ego vasıtasıyla gerçek dünyadaki nesnelerine
varmak ister. Ego bu fonksiyonunu yerine getirebilirse dürtü
hedefine ulaşmış ve üzerindeki yükü
boşaltarak rahatlamış olur. Ancak çeşitli
nedenlere bağlı olarak dürtü hedefine ulaşamıyor,
ego ile işbirliği yapamıyor ve gerçekliğe
ters düşüyorsa bu gerilimden kurtulamaz. Gerilimden
kurtulamayan dürtüler bilinçdışında
çok ciddi bir basınç oluşturarak kişiye
büyük bir bunaltı hissettirebilirler. Bu hem
yaşam enerjisini temin eden libidinal dürtüler
olabildiği gibi hem de saldırganlık enerjisini
ifade eden agresivite dürtüleri olabilir. Bu iki durumda
da dürtünün hedefe ulaşması gerçekliği
süperegoya ve egoya aykırı ise veyahut da yer
ve zaman buna müsait değil ise hayal merkezi aktive edilebilir
veya rüyada bir çözüm bulunabilir. Bizi
rahatlatan ve en çok kullandığımız
mekanizma, hayal ve rüya mekanizmasıdır. Umutların
ve hayallerin tükendiği yerde ağır bir depresyon
ve çaresizlik başlar. Ayağımızı
yerden kesmeyen hayaller gerçeğe adapte olmamızı
kolaylaştırırken ayağımızı
yerden kesen hayaller bizi gerçekliğin ötesine
fırlatabilir; bu da oldukça tehlikeli sonuçlar
yaratır. Sınıfı geçtiğinde
babası tarafından bisiklet alınacağı
sözünü alan öğrencinin, bir yıl
beklemeye tahammülü yoktur. O gece rüyasında
zamanı hızlandırır, yılsonunda
karnesini alarak başarı dolu karneyi babasına
verir ve babasının almış olduğu
bisikleti sabaha kadar zevkle sürer.
Hayalindeki kızı kafede gören delikanlı
ona bir anda âşık olur ama kıza ulaşması,
çıkma teklif etmesi ve onunla flört etmesi
imkânsızdır. Kız çok uzaklarda
gibidir. Dürtülerin beklemeye tahammülü yoktur.
Uyku saatine kadar o kızla nasıl çıkıp
gezdiğini hayal eden delikanlı geçici bir avunma
ile rahatlamıştır. Gece uykusunda ise bir
rüya senaryosunda kırk gün kırk gecelik
bir düğün sonrası bir evlilik yaptığını
ve olağanüstü bir ilk gece yaşadığını
hayal eder. Bunların hepsi kısa sürede olup
bitmiştir. Ama gerçekte hepsi yaşanmış
gibi algılanmaktadır. Ulaşılamayan
kız o gece onun olmuş ve evlenilmiştir. Hayallerimiz
ve rüyalarımızla ulaşmak istediğimiz
tüm hedeflere ulaşır rahatlar ve boşalırız.
Ayrıca saldırmak istediğimiz her nesneye saldırır,
öfkemizi deşarj eder ve sınırsızca
şiddet gösterisinde bulunabiliriz. Tüm bunlarda
hayal ve rüya vasıtasıyla deşarj yolu
bulan dürtülerin etkinliği vardır.
|