Konuşma
bozukluğu nedeniyle bize müracaat eden hasta, konuşma bozukluğunun
tedavisinin çok zor olduğunu, bazen de mümkün olmadığını bizden
öğrenince çok üzüldü. Genç delikanlı, hayatın kendisi için artık
bittiğini ve anlamsızlaştığını belirtti. Son çare olarak başvurduğu
hekim ona kapkaranlık bir tablo çizmişti. Bunu niçin yapmıştı?
Eğer
hayatta kabul edilmesi gereken bir takım gerçekler varsa bunları
baştan kabul etmek ve onlara karşı donanımlı olmak gerekir. Bu
genç arkadaşımıza, gözleri kör olsaydı elleri tutmasaydı ve kulakları
işitmeseydi hayattan vazgeçip vazgeçmeyeceğini sordum. Bu durumun
oldukça zor olduğunu ama bir şekilde yaşamın devam etmesi gerektiğini
belirtti. Bedensel engeli olan insanlardan birçoğunun coşku ile
hayatı yaşarken diğer bir kısmının bedensel engelli olma nedeniyle
bir ömrü depresyonda geçirdiğini görmekteyiz. Buradaki fark nedir?
Buradaki temel fark kabul edilebilecek bir gerçeği kabul edip
hayata onunla devam etme kararını alabilmektir. Gözleri görmeyen
bir genç buna rağmen hayatta var olabilmeyi, kendini var edebilmeyi
sağlamakta, coşkuyla hayata sarılabilmektedir. Gözleri görmediği
halde avukat olabilmekte, işveren olabilmekte, şarkıcı ya da bestekâr
olabilmekte velhasıl hayatın birçok alanında var olabilmektedir.
Konuşma bozukluğu bundan çok daha hafif, çok daha kolay katlanılabilir
bir problemdir. Bu problemin düzelme ihtimali oldukça yüksektir.
Kör bir insanın gözlerinin açılması mümkün değildir. Ancak konuşma
bozukluğu olan bir gencin ciddi bir mücadeleyle konuşmasının düzeltilmesi
mümkündür. Bunun birçok örneği toplum içinde mevcuttur. Bu delikanlı,
probleminin hiç düzelemeyeceği ihtimalini kabul ederek hayata
dört elle sarılmalıdır. Her yerde ve her zeminde ‘benim konuşma
bozukluğum var’ diyebilecek, bundan korkmayacak, çekinmeyecek
bir ruh gücüne ulaşmalıdır. Ben özgüven duygumla nasıl ki kelliğimi
her ortamda çekinmeden ifade edebiliyor, onunla dalga geçebiliyorsam
bu genç arkadaşımın da aynı şeyi başarmasını istiyorum.
Burada
da terapi bir nevi tersinden işlemektedir. Sınavı kazanamama ihtimalini
kabul eden ve performans kaygısını ortadan kaldıran bir genç daha
rahat bir şekilde sınavlara hazırlanmaktadır. Aynı şekilde konuşma
bozukluğunu kabul edebilen ve içine sindirebilen bir genç, konuşması
bozuk şekilde toplumun her katmanında kendini ifade edebileceğini
kabullenmeli ve hissetmelidir. Bu durumda konuşma bozukluğunu
oluşturan performans anksiyetesi ortadan kalkacağından konuşması
kendiliğinden düzelecektir.
Psikolojik
veya organik herhangi bir problem varsa kişinin bunu kabul etmesi
temin edilir. Bir gerçekten kaçmak mümkün değildir. Kişi şizofren
olabilir, manik-depresif olabilir veya kanser olabilir. Tüm bu
gerçekleri kabullenmeli, hayatı daha kaliteli yaşayabilmek için
alternatif stratejiler geliştirebilmelidir.
|