Klasik
Psikanalizin temel kavramları şüphesiz bilinç, bilinç öncesi ve
bilinçdışı kavramlarıdır. Yukarıda da izah ettiğimiz gibi Freud
bir hipnoz seansını seyrettikten sonra çok farklı düşünsel çağrışımlar
içine girmişti. Acaba insanoğlunun kendi zihninde, bilincin haberi
olmadığı bir bilinç alanı olabilir miydi? Bu mümkün müydü? Bunun
mümkün olabileceği varsayımıyla yola çıkan Freud, araştırmalarını
bu alan üzerine odakladı. Bu araştırma için biçilmiş bir kaftan
mevcuttu: Hipnoz. Bir hekim, gerçek manada zihinsel aygıtın nasıl
çalıştığını görmek istiyorsa mutlaka hipnotik trans çalışmalarına
girmesi gerekir. Değilse bilinç ve bilinçdışı kavramlarını hatta
savunma düzeneklerini hakkıyla algılayabilmesi oldukça zordur.
Freud hipnotik trans çalışmaları sayesinde ruhsal aygıtın bilinçlilik
durumunun üç ana parçadan oluştuğunu tespit etti. Ana kütle bilinçdışı
idi. Egomuza, realiteye ve süperegomuza ters bilgi, dürtü, materyal,
yaşanmış hadiseler bilinçdışının derin katmanlarında bulunuyordu.
Zaman zaman ego, ihtiyaç duyduğunda bu materyale ulaşabiliyor
ve bunu bilince ulaştırıyordu. Bilinçli katman ise fark ettiğimiz,
hafıza kayıtlarından rahatlıkla çağırabildiğimiz, bildiğimiz şeyleri
içeriyordu. Buradaki materyal egoyla uyumlu, süperegoyla ters
düşmeyen, realiteye aykırı olmayan bilgileri içermekteydi. Zaman
zaman zihnimizde, ‘dilimin ucundaydı, şimdi aklımdaydı, şimdi
aklıma gelir’ şeklinde izah etmeye çalıştığımız bilgi materyalleri
de bilinç öncesinde duran materyaldir. Bilinç öncesi sanki bir
gümrük bölgesi gibidir. Bilince çıkıp çıkmamasında henüz karar
verilememiş bir takım engelleyici güçlerin etkisi altında bastırılmaya
zorlanan, bir taraftan da dürtülerin gücüyle bilince çıkmaya çalışan
yapılar olarak isimlendirilebilir.
|