Yer
değiştirme savunma düzeneği temelde dinamik kuramın ana düzeneklerinden
birisidir. İlk kullanılışı ödipal çatışma dönemini yaşayan erkek
çocuğun babasına karşı hissettiği yoğun öfke ve kızgınlık duyguları
karşısında babasından ona yönelebilecek tehdit veya tehlikeye
karşı savunmak için geliştirilmiştir. Çocuğun fantezi dünyasında
babası onu iğdiş ederek onu rakip olmaktan çıkaracaktır. Bu, korkulan
bir baba figürünü doğurmaktadır. Dört beş yaşlarındaki çocuğun
zihinsel gelişim düzeyinin tam bir mantıklı düşünce sistematiği
içermemesi nedeniyle zıtlar aynı nesne içerisinde barınabilmektedir.
Bu bağlamda baba hem sevilen hem nefret edilen bir nesne olabilmektedir.
Sevilen babadan herhangi bir kaygı duymaya gerek olmadığı gibi
bu babadan aşırı bir memnuniyet ve doyum sağlamak mümkündür. Tehditkâr
baba ise çocuğa her an zarar verebilecek, daha da ötesi onu iğdiş
edebilecek bir potansiyele sahiptir. Çocuk devamlı iç içe olduğu
bu baba ile birlikte yaşadığı süre içerisinde yoğun kaygı içine
düşecektir. Çünkü baba her an bir tehdit unsuruna dönüşebilir.
Çocuğun gelişmekte olan egosu bu durumda yeni yeni oluşturmaya
çalıştığı yer değiştirme savunma düzeneğini devreye sokmaktadır.
Bu da babanın bu korkulan parçasını babadan alarak dış dünyadaki
herhangi bir nesneye transfer edebilmektedir. Bu durumda yer değiştirme
savunma düzeneği meydana gelecektir. Babanın korkulan yönü dış
dünyadaki herhangi bir nesneye transfer edilmiştir. Bu nesne korkulan
bir köpek, kedi, tüylü bir hayvan olabileceği gibi cansız bir
makine (otomobil, kamyon, tren vb.) de olabilmektedir. Veyahut
da karanlık, öcü, cin, peri gibi bir takım varsayımsal varlıklara
da transfer edilebilecektir. Artık korkulan bir baba yoktur; babanın
sadece sevilen, sadece sevgi dolu kısmı kalmıştır. Bu da egonun
ilişkileri sağlıklı bir zeminde sürdürmesini kolaylaştıracaktır.
Babanın korkulan kısmı babadan alınmış, dışarıda yanına yanaşılamadığı
sürece tehlike ve tehdit arz etmeyen herhangi bir nesneye yüklenmiştir.
Artık çocuğun yapması gereken şey o nesneden uzak kalmak ve o
nesneyle yüzleşmemektedir. Bu rahatlıkla tolere edilebilecek bir
durumdur. Yer değiştirmeyi davranışsal öğrenme, bilişsel çarpıtma,
dinamik nesne ilişkileri ve varoluşsal açıdan da değerlendirmek
mümkündür.
Davranışsal
şartlanma açısından bakıldığında mutluluk ve korkunun doruklarda
yaşandığı herhangi bir zaman diliminde ve herhangi bir mekânda
beş duyu ile alınan algılar bu anı etraftaki herhangi bir somut
veya sanal nesneyle ilintilendirebilir. Burada da davranışsal
şartlanma perspektifinde bir yer değiştirmeden bahsedilebilir.
İnsan hayatının iki temel güzergâhı, haz ve elem güzergâhlarıdır.
Belirli bir marjın içerisinde yaşanan haz ve elemler bize rutin
bir hayat sağlarken marjın alt ve üstünde yaşanan haz ve elemler
de hafıza kayıtlarında şiddetli ve uzun süreli etkiler meydana
getirebilmektedir. Bu klinik açıdan oldukça önemlidir.
Olayı
haz perspektifinden ele alacak; olursak herhangi bir mutluluk
anında doruklarda yaşanan bir haz ilişkisi, o zaman dilimindeki
tüm nesnelere o hazzın yaşanma durumunun mührünü vurarak onu daha
sonraki zaman dilimlerine götürecektir. Bir başarıya ulaşıldığı
an, sevgiliyle buluşma zamanı, bir evlilik merasimi, ailenin bir
araya gelerek yaşadıkları mutluluk tablosu, maddi olarak yeni
imkânlara kavuşma, çevresi tarafından takdir ve taltife muhatap
olma gibi durumlarda kişi, o zaman dilimine etki eden günün saatini,
mevsimi, o sırada dinlenilen müziği, çevredeki renk armonisini,
velhasıl o esnada mekânda bulunan tüm nesneleri ve kişileri o
haz çemberi içerisine alabilir. Sonuçta adına nostaljik bir keyif
diyebileceğimiz, geçmişte yaşanan o güzel hatıranın çeşitli uzantılarıyla
tekrar karşılaştığımızda aynı duyguları canlandırabiliriz. Bu
durum; sevginin özünün, yer değiştirme savunma düzeneği aracılığıyla
bir müzik parçasına, bir mekâna, bir zaman dilimine ve bir mevsime
dönüşmesini sağlamaktadır. Yaşanmış aşkların, başarıların ve takdirlerin
besteye, resme ve sanata dönüşmesini ancak bu şekilde izah edebiliriz.
Yaşanan
hadiselerin haz ile birlikte etraftaki nesnelere anlam yüklemesi
mümkün iken yaşanan acı ve elemlerin de aynı şekilde etraftaki
nötr olan nesnelere anlam yüklemesi mümkündür. Çocukların birçok
korkuda davranışsal öğrenme modeli ile yaşadıkları travmalar sözkonusudur.
Bu travma ile acıya maruz kalan çocuk, o esnada etrafta bulunan
herhangi bir nesne ile bu acıyı ilişkilendirerek daha sonraki
dönemlerde bu nesnelerden hep kaçınır ve korkar. Hâlbuki acıyı
yaratan bu nesnelerin kendisi değildir. Acı başka faktörlere bağlı
olarak yaşanmışken, bu ortama eşlik eden her beş duyu ile alınan
tüm uyaranlar acıyı çağrıştıran faktörler olabilmektedir.
Yer
değiştirmenin ikinci bağlamında bilişsel bilgi işlemleme süreci
söz konusudur. Yaşanan haz ve eleme eşlik eden nesnelere, bu süreç
içerisinde anlam yüklenerek çeşitli nesneler, çeşitli benzerlikleri
nedeniyle bir diğeriyle ilişkilendirilebilir. Bir sıfatı veya
bir özelliği nedeniyle sevilen veya korkulan nesneye benzerlik
arzeden herhangi bir nesne veya durumdan kişi, yer değiştirme
düzeneği şeklinde etkilenebilir. Bu düzenek, bilişsel bilgi işlemleme
sürecinin doğasında olan hatalardan kaynaklanmaktadır. Beyaz bir
tavşana karşı korkutulan bir bebek, beyaz sakallı bir dededen
de korkabilir. Bu da farklı bir bağlamda klinikte çeşitli psikolojik
rahatsızlıklar, ilginç nesne ilişkileri şeklinde karşımıza gelebilir.
Bir takım fobilerin kaynağında obsesyonların kaynağında, ve cinsel
işlev bozukluklarının kaynağında davranışsal ve bilişsel yer değiştirme
düzenekleri yer alabilmektedir.
|