İdeal bir insan var olsaydı yukarıda bahsetmiş
olduğumuz savunma düzeneklerinden hiç birisini
kullanma ihtiyacı hissetmezdi. İdeal bir insanın
tek bir savunma düzeneği olmalıydı; bunun
adı da yüceltmedir. Yüceltme, bilinç dışında
haz arayan dürtülerin hedefe doğru yönelerek
ego sayesinde gerçekliğe ve süperegoya uygun bir
şekilde deşarj yolunun bulunmasının
temin edilmesidir. Bağımsızlığını
ve özerkliğini kazanmış her bir birey beğenilmek
ister, başkalarından farklı olmak, güç
ve iktidar sahibi olmak ister ve bu güç ve iktidarı
sonuna kadar muhafaza etmek ister. Bunları yaparken binlerce,
belki milyarlarca istek yola koyulur. Herkesin dürtüsünün
serbestçe aktive olduğu ve uygulanabildiği bir
ortamda sadece kaos, anarşi ve acı meydana gelir.
İnsanlar birlikte yaşayacak ve bir medeniyet oluşturacaklarsa
dürtülerine bir şekil vermek, onları belirli
zaman dilimlerinde, belirli mekânlarda, belirli çerçevelerde
tatmin edebilir hale getirmek zorundadırlar. En temel dürtümüz
yemek ve içmek dürtüsüdür. Dünyadaki
her insan yer ve içer ancak yeme ve içmenin zamanı,
zemini, usul ve şartları vardır. Bunları
yerine getirerek yemek ve içmek yüceltme mekanizması
iken, hırsızlıkla, hainlikle ve saldırganlıkla
bu ihtiyacı gidermeye çalışmak yüceltmenin
tam tersidir. Bebeğe ilk önce nasıl ve ne şekilde
yiyeceği öğretilir. Yani yüceltme mekanizmasının
ilk şekilleri verilir.
İkinci temel dürtü cinsel dürtülerdir.
Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu
cinsel dürtülerini tatmin ederler; bu gayet doğal
bir şeydir. Bu tatminin süreci, şartları
ve çerçevesi evrensel kurallarla ve kültürel
öğelerle belirlenmiştir. Bu çerçeveye
riayet edilerek yapılan cinsel tatmin süreci, toplum
tarafından onanır, takdir edilir hatta taltif edilir.
Caddede giden genç kıza ilgi duyan delikanlı
caddede onunla cinsel bir birliktelik yaşamak isterse ve
buna yönelirse toplum tarafından ağır şekilde
cezalandırılır. Aynı delikanlı
o kızı ikna edip kültürel çerçeveye
uygun bir evlilik ilişkisi oluşturursa aynı
cinselliği daha uygun şartlarda daha uygun imkânlarla
yapar ve bunun karşılığında toplumdan
takdir hatta taltif görür.
Temel dürtülerimizden birisi de saldırganlık
dürtüsüdür. Bireysel varoluşumuzu engelleyen
her türlü engel bizde öfke ve kızgınlık
yaratır: ‘Öfke baldan tatlıdır.’
Öfkeyi boşaltmak kendi başına tatmin yoludur:
Dürtü deşarj olur. Kızdığımız,
öfkelendiğimiz birisine öfkemizi boşaltmak,
onu yaralamak hatta öldürmek toplum tarafından
yasaklanmıştır. Böyle bir eylemi gerçekleştirdiğimizde
hapisten idam cezasına kadar ağır bedeller ödemek
durumda kalırız. Biyolojik veya psikolojik yapımız
kaynaklı yoğun kızgınlık ve öfke
duygularına sahipsek boks sporunda sporcu olabilir, askerde
özel timde görev alabilir veya polis teşkilatında
sorgu yapabiliriz. Bu durumlarda anarşisti yakalayabilir
veya teröristi öldürebiliriz. Üstüne
üstlük bize madalya verilir veya ekstradan ikramiye
alırız. Öldürme fiilini sokakta gerçekleştirdiğimizde
toplum bizi cezalandırır.
Güç ve iktidar sahibi olmak hepimizin arzusudur. Kaba
kuvvete başvurup, sokak kabadayılığı
yapar ve mafya örgütlenmesine gidersek bu güç
ve iktidar arayışı yasal bir zeminden uzak
kalır; toplum böyle bir yönelime giren şahsa
ağır bedel ödetir. İnsanları yönetmek
ve yönlendirmek, insanlar üzerinde güç ve
iktidar sahibi olmak istiyorsak, toplumun öngördüğü
hiyerarşik basamaklardan kademe kademe geçmek zorundayız.
Askeri okulları bitiren başarılı bir
komutan, genelkurmay başkanı olarak bir orduyu yönetebilir.
Siyasete girerek seçmenin karşına geçip
seçmeni ikna edebiliriz veya başbakanlığa
talip olarak o makamı hak ederek ülkeyi yönetiriz.
Ticarete atılarak para kazanır, fabrikalar açar,
binlerce işçiye ekmek kapısı sağlar,
ekonomik gücümüzün getirisini gururla taşıyabiliriz.
Bilime ve sanata yönelir, güç ve iktidarımızı
o alanlarda oluşturarak hem beğenilme duygumuzu hem
de güç ve iktidarımızı toplumun
onayladığı ve değer verdiği bir alanda
oluşturabiliriz. Bireyler, yukarıda bahsettiğimiz
tüm alanlarda, toplumun göstermiş olduğu yollardan,
primitif dürtülerini olgunlaştırarak tatmin
etmektedirler. Böyle bir toplumda bireyler hedeflere yönelecekler,
belirli bir emek harcayacaklar ve egolarının güçlü
denetimleri sayesinde dürtülerini deşarj etme
imkânı bulabileceklerdir. Tüm bu durumlar yüceltme
savunma düzeneğinin ürünü olarak ortaya
çıkmaktadır.
|